Category Archives: Aktüel

Prodigital Dijital Baskı Makineleri

OTS, 2019 yılında katma değeri yüksek ürünlerin satışına yoğunlaşacak

Onur Öz: “2019 yılı içerisinde biz özellikle proje işleri ve özel ürünlerin satışına yoğunlaşmak istiyoruz. Araç kaplama, mimari çözümler, özellikle bizim çok kuvvetli olduğumuz tekstil sektörü ve bunun gibi proje üreten, katma değeri yüksek baskı ürünlerinin satışını artırmayı hedefleyeceğiz”

Onur Öz, Dijital Teknik Dergisi’nin 2019 yılına ilişkin sorularını yanıtladı.

Endüstriyel reklam sektörü açısından 2018 yılı genel anlamda nasıl geçti? Hem piyasalar hemde firmanız için bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Onur Öz: 2018 yılı hepimizin bildiği gibi zor bir seneydi. Özellikle kurlarda yaşanan dalgalanmalar ve artışlar ithalata dayalı bir sektör olarak bizi son derece etkiledi. Döviz kurlarının artmasına paralel olarak satış fiyatlarının artması tabi ki satışlarda bir daralmaya yol açtı. Özellikle makine alımları gibi büyük yatırımların ertelendiği bir yıl oldu 2018. Firmamız açısındansa kolay olmasa da 2018 yılı içerisinde istediğimiz satış hedeflerine ulaşabildik. Bu hedeflere ulaşabilmek için son derece yoğun çalıştığımız bir seneyi geride bıraktık diyebilirim.

Her ne kadar piyasada bir daralma olsa da iş dünyası süreklilik arz ediyor. Firma olarak hangi özellikleriniz ve avantajlarınızı ön plana çıkardınız?

Onur Öz: Ekonomide daralma olsa da elbette iş hayatı devam ediyor. Firmalar biraz daha az stok tutmaya çalışıyorlar. Alım kararlarını daha dikkatli alıyorlar. Fakat buna mukabil tabi ki alışveriş süreklilik arz ediyor. Biz de müşteri odaklı çalışmalarımızla, müşterilerimize özel çözümlerle piyasada fark yaratmaya çalışıyoruz. Özellikle tedarik konusunda son derece hızlı şekilde mal tedarikinde bulunduğumuzu söyleyebilirim. Proje işlerinde kullanılan malzemeleri süratle ve doğru miktarlarda stoklarımızda tutarak müşteri ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde cevap vermek bizim en önemli özelliğimiz. Bunun yanında müşterilerimize doğru bilgi akışı sağlamak, ürünlerin nasıl kullanılacağı hakkında doğru bilgilendirme yapmak, onları doğru ürünlerle buluşturmak ve bu sayede de süreklilik sağlamak bizim öne çıkan diğer özelliklerimizden.

2019 yılına yönelik nasıl bir pazarlama stratejiniz olacak? Pazardaki payınızı artırmaya yönelik ne tür çalışmalar içinde olacaksınız?

Onur Öz: Ekonominin daraldığı dönemlerde pazarlama bütçelerini gözden geçirmek firmaların sıklıkla uyguladıkları bir yöntem. Bu nedenle 2019 yılında bazı firmaların pazarlama bütçelerini daraltacaklarını kolaylıkla söyleyebiliriz. Ancak biz bu şekilde düşünmüyoruz. Pazarın daraldığı bir noktada bizim daha yenilikçi çözümlerle ürünlerimizi pazarlamamız gerekiyor. Bunun için 2019 yılında sosyal medya ve doğrudan müşteriye ulaşabileceğimiz kanallara ağırlık vererek pazarlama faaliyetlerimizi yönlendirmek ve yönetmek istiyoruz. Klasik pazarlama kanalları olan fuarların da önemini belli bir oranda yitirdiğini düşünüyorum. Bu nedenle etkinliklerimiz daha ziyade müşterilerimize özel eğitim ve lansman organizasyonları şeklinde, iletişim kanallarımız da sosyal medya olacaktır.

Yurt içinde ve yurt dışında hem katılım hem de ziyaret noktasında birçok etkinlik içindesiniz. 2019 yılında hangi fuarlarda yer almayı düşünüyorsunuz? Bu noktada yurt içi ve yurt dışı fuarların performansına yönelik düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Onur Öz: Daha önce de belirttiğim gibi fuarların önemini eskisine kıyasla yitirdiğini düşünüyorum. Bu konuda fuar firmalarının da belli sorumlulukları var. Fuarlar haddinden fazla pahalı organizasyonlar haline geldi. Çok sık düzenlenmeleri ise başka bir problem. Yılda bir kere düzenlenen bir fuarı sektör belki kaldırabilir ancak çok sayıda fuar ve bunların tarih olarak birbirilerine yakınlıkları bizim gibi katılımcı firmaları son derece yordu. Bu nedenle de zaten fuarlara katılımda bir azalma olduğunu veya daha önceden yılda birkaç fuara birden katılan firmaların artık yılda tek bir fuara katılmaya çalıştıklarını kolaylıkla gözlemleyebiliyoruz sektör içerisinde. Önümüzdeki sene biz aynen bu sene olduğu gibi yurtiçinde tek bir fuara katılmayı düşünüyoruz. Birden fazla fuara katılmayı uygun görmüyoruz. Yurtdışında ise sektörel olarak takip ettiğimiz Fespa Fuarı’na ziyaretçi olarak katılarak tedarikçilerimizin yeniliklerini takip etmeye çalışacağız.

Dijital baskının farklı sektörlerde yaygınlaşması firmanıza bir avantaj sağladı mı? Sizin firma olarak farklı sektörlere ulaşma imkanınız oldu mu?

Onur Öz: Dijital baskı artık sadece reklam sektörü ile sınırlı şekilde değerlendirilebilecek bir pazar değil. Dijital baskı bugün reklam dışında başta tekstil sektöründe olmak üzere promosyon, kopyalama, fotoğrafçılık, sanatsal baskı, dekorasyon ve iç mimari gibi bir çok alanda kullanılan bir teknoloji haline geldi. Bunun dışında bildiğiniz gibi kişiselleştirme kavramı pek çok sektörde önemli hale gelmiş durumda. Firmalar kişiselleştirme trendi kapsamında müşterilerine özel ürünler çıkartıyorlar. Bu durum, sektör olarak bugüne kadar dijital baskı için hiç aklımıza gelmeyecek yeni kullanım alanlarının oluşmasını sağlıyor. Örneğin, bazı kozmetik firmaları isme özel üretilen ürünlerini piyasaya sunuyor. Paketleme sırasında o müşterinin ismine özel bir paketlemeyle bu özel ürünü müşterileriyle buluşturmayı hedefliyorlar. Dolayısıyla böyle yeni sektörler artık dijital baskı için hedef grubu haline gelmiş durumda.

Yurt içi piyasadaki satış grafiğinizi artırmaya yönelik olarak bayilik ağınızı genişletme noktasında çalışmalarınız olacak mı?

Onur Öz: Ben aslında bu sorunun tam tersi şekilde düşünüyorum. Küçük bayilerin git gide ortadan kalkacağını, daha büyük bayilerin sektörde faaliyet göstermeye devam edeceklerine inanıyorum. Daralan kar marjları ve müşterilerin ürünlere daha ekonomik fiyatlarla ulaşma arzusu nedeniyle ancak kuvvetli ara bayilerin ayakta kalabileceğini, küçük ara bayilerin önümüzdeki dönemde iş yapmakta zorlanacağını düşünüyorum.

2019 yılında ağırlıklı yoğunlaşmayı düşündüğünüz ürün grupları olacak mı?

Onur Öz: 2019 yılı içerisinde biz özellikle proje işleri ve özel ürünlerin satışına yoğunlaşmak istiyoruz. Araç kaplama, mimari çözümler, özellikle bizim çok kuvvetli olduğumuz tekstil sektörü ve bunun gibi proje üreten, katma değeri yüksek baskı ürünlerinin satışını artırmayı hedefleyeceğiz.

Kullanıcıların yatırım noktasındaki tercihlerine yönelik vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Doğru makine ve malzeme seçiminde hangi kritere dikkat etmek gerekir?

Onur Öz: Makine yatırımları uzun süreli yatırımlardır. Müşterilerimiz bir makine yatırımı yaptığında bu makineden en az 5 senelik bir fayda sağlamak durumundadır. Bunun için makinenin ilk alımında fiyatının yanında kalitesi, ne kadar süre ile size hizmet vereceği, ilk performansını sürdürüp sürdüremeyeceği, arkasında bir teknik servis gücünün olup olmadığı, yedek parçasının bulunup bulunmadığı gibi birçok faktörün göz önünde bulundurularak makine alım kararının verilmesi gerekiyor. Maalesef özellikle ekonomik şartlardan dolayı firmalar makine alımlarında da ekonomik makinelere yönelmeye çalışıyor. Fakat bir makinenin ekonomik olup olmaması sadece ilk alım fiyatı ile değerlendirilmemelidir. Bu makinenin nasıl bir performansla çalıştığı, kaç sene size hizmet vereceği, ikinci el satımda size nasıl bir gelir getireceği, sarf malzemelerinin ne kadar ekonomik olduğu, bunların yanında en az bunlar kadar önemli olan teknik servisin hangi kalitede olacağı aslında bu makinenin değerini ölçebilmek için değerlendirilmesi gereken faktörlerdir. Makine alırken bu tip faktörlerin göz önüne alınarak fiyat kıyaslaması yapmak gerekir. Yoksa benzer işleri yapan iyi marka bir makine ile markası bile belli olmayan daha ekonomik bir makineyi kıyasladığınızda ekonomik olan seçenek ilk etapta fayda sağlıyor gözükse de uzun dönemde para kaybettirecektir. Biliyorsunuz İngilizlerin çok meşhur bir sözü vardır; ucuz mal alacak kadar zengin değilim.

Endüstriyel sektörünün daha iyi noktalar gelmesi için sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Onur Öz: Sektörümüz maalesef çok yoğun bir fiyat rekabetinin yaşandığı bir sektör. Reklam sektöründeki fiyatları Avrupa fiyatları ile karşılaştırdığımızda Türkiye’de bir tabelanın, bir araç kaplama işinin veya bir bilboardun Avrupa fiyatlarına göre ne kadar ucuza yapıldığını hepimiz biliyoruz. Bu da gereksiz bir fiyat rekabetinin yol açtığı bir sonuç. Firmalar rekabeti sadece fiyat odaklı yaptıkları için bu durumdan sektörümüz değil sadece son kullanıcılar fayda sağlamaktadır. Sektördeki kalitenin artması için mutlaka ki hakkınca fiyatlarla iş yapılması gerekmektedir. Umarım rekabetin fiyat odaklı olmaması gerektiğini; kalite, hizmet gibi faktörlerle yapılması gerektiğini hepimizin daha iyi idrak edebileceği bir sene geçiririz.

Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu: “İşini iyi yöneten, süreçten büyüyerek çıkacaktır”

“Umuyorum ki, 2019 yılını tüm ekonomik unsurlar ve ülkemiz kayıpsız atlatır ve ülkemizin hak ettiği kalite ve verimlilik değerlerine ulaşırız”

 Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışman Rıza Başoğlu, 2019 yılına ait Dijital Teknik dergisine özel açıklamalarda bulundu. Dijital teknolojinin gelişmesi baskı sektörünü ve hedef kitlesini de hızlı olarak geliştirdiğini söyleyen Başoğlu, “Dijital teknolojinin kabiliyetleri, baskı kalitesi, farklı medyalara uygulanabilmesi ve boya çeşitliliği iş kolunda  yeni, yeni pazarlar açtı. Seri üretimden, butik kişiye özel üretimlere, camdan, ahşaba, taşa, kumaşa baskıya kadar gelişen imkanlar farklı sektörleri de bu pazarın potansiyeli haline getirdi” diye konuştu.

 Rıza Bey, endüstriyel reklam sektörü açısından 2018 yılı genel anlamda nasıl geçti? Hem piyasalar hemde Lidya Grup olarak bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Rıza Başoğlu: 2019 yılına bir önceki yılın olumsuz yansıma ve etkileriyle girdik.  2018 yılının ilk çeyreğinden sonra ekonomide endişeler oluşmaya başladı daha sonra daralma  kendini hissettirmeye başladı ve son çeyrekte de durma noktasına geldi. Özellikle endüstriyel Pazar gibi büyük yatırımların gerçekleştiği alanlarda dövizle borçlanmanın durdurulması yatırım yapma gücüne sahip ve büyüme potansiyeli olan nakit akışlarını iyi yöneten işletmeleri de etkiledi. TL faizlerde ki artış pazarın daraldığı noktada yatırımı efektif  olmaktan çıkardı . Bizim sektörümüzde ki ürünlerin diğer yatırım ürünlerinde uygulanan (İş makinaları v.b) %1 lik KDV avantajından faydalanamaması ve bu nedenle de döviz leasing yapılamaması piyasayı olumsuz etkiledi. Bu durum doğal olarak bizleri de etkiledi. Lidya açısından ilk 6 aylık sonuçların çok iyi olması ve zamanında alınan kararlar ve bunların hızlı eyleme geçirilmesi ile başarı denilebilecek süreç  yönetiminin gerçekleşmesi sağlandı.

 Her ne kadar piyasada bir daralma olsa da iş dünyası süreklilik arz ediyor. Firma olarak hangi özellikleriniz ve avantajlarınızı ön plana çıkardınız?

Rıza Başoğlu: Maalesef Türkiye ekonomisi 7-8 senede bir ekonomik darboğaza giriyor. Bu süreçlerin atlatılması için teşhislerin doğru konması çözümü kolaylaştıracaktır. Krizler ile yüzleşmek gerekir. Önemli olan büyük bedeller ödemeden bu tip dalgaları atlatabilmektir. Çünkü hayat devam ediyor ve tüm olumsuzluklar karşısında ürettiğiniz çözümler sizi daha da güçlendirir ve Pazar büyümese dahi sizin etki alanınız ve iş yapma kapasiteniz gelişir. Dolayısıyla krizleri kazanıma çevirebilmek gerekir. Bunun için genel ekonomiyi iyi izlemek, içinde bulunduğunuz sektörü iyi tanımanız, buna bağlı ihtiyaçları doğru tahmin edebilecek stratejik yaklaşımınız ile bunu doğru uygulamaya sokabilecek insan kaynağına ihtiyaç vardır.

Lidya 2018 yılının dördüncü ayından itibaren nakit yönetimini biraz daha ön plana çıkardı, müşterilerine daha da yakınlaştı ve bir anlamda bu sürecin yönetilmesi için rehberlik yapma misyonunu benimsedi.  Müşterilerinin  faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla sıkışılan noktalarda daha esnek oldu. Sektörün dinamizmine, moral değerlerine  katkı sağlamak amacıyla sektör medyalarında etkin şekilde yer alınmaya çalışıldı. Doğal olarak bunun Lidya’nın yönetim perspektifi, sektöre ve müşterilerine açık, net  tavır içinde olması ile finansal opsiyonları iyi kullanmasına bağlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

2019 yılına yönelik nasıl bir pazarlama stratejiniz olacak? Pazardaki payınızı artırmaya yönelik ne tür çalışmalar içinde olacaksınız?

Rıza Başoğlu: 2019 yılında pazarın büyümeyeceğini ve finansal darboğazdan dolayı da biraz daha küçüleceğini öngörüyoruz. Ancak Türkiye güçlü bir ülkedir. Bu anlamda yüksek büyüme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyoruz. Diğer anlamda da büyüme mecburiyetinde ve dinamizminde olan bir ülke konumundayız. Bu arada Dünya ekonomisindeki daralmaları ve siyasal gerginliklerin dünyada yol açtığı istikrarsızlıkları göz ardı etmemek gerekir. Tüm bunlara rağmen işini iyi yöneten ve içinde bulunduğu koşulları iyi gören ve buna göre çözüm arayan işletmeler bu süreçten büyüyerek çıkacaklardır. Özellikle ithalata bağlı olan sektör oyuncuları artık geleceklerini tek bir markanın keyfiyetine bırakmamalıdır. Sektörlerinin Dünyadaki gelişimini yakından izleyip pazarın ihtiyaçlarına göre yeni ürünleri portföylerine katmalıdırlar. İnovatif olunmalıdır. Lidya da bu çerçevede  2019 yılında mevcut ürün portföyünü geliştirecek ve müşterilerine daha zengin ve güçlü çözüm modelleri ile hizmet sunacaktır. Diğer taraftan da satış ve teknik servis noktalarına yapılan yatırımlar ile organizasyon daha da güçlendirilmektedir.

 Yurt içinde ve yurt dışında hem katılım hem de ziyaret noktasında birçok etkinlik içindesiniz. 2019 yılında hangi fuarlarda yer almayı düşünüyorsunuz? Bu noktada yurt içi ve yurt dışı fuarların performansına yönelik düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Rıza Başoğlu: Dünyanın önemli teknoloji markalarının temsilciliği ve iş ortaklığı bizim bir çok noktada temsil etmemizi de zorunlu hale getiriyor. Yurt dışında Drupa, Fespa gibi fuarların yanında Ülkemizde zaman faktörü ile  daha yüksek katılımlı tek bir sektör fuarının daha faydalı olabileceğini düşünmekteyiz. Bugüne kadarki tecrübe ve gözlemlerimiz  tek bir fuarın konsantrasyon, maliyetler ve ziyaretçileri doyurması  açısından daha faydalı ve etkili olacağını gösteriyor. Aksi takdirde yaşanan bölünmeler ve yeteri kadar etkinliğin sağlanamaması tüketicilerde de fuarların zaman kaybına neden olduğu  olgusunun yerleşmesine neden olabilir ve bu sektöre uzun vadede zarar verir. Bu düşünceler ile Lidya büyük olasılıkla 2019 yılında bir fuara katılmayı planlamaktadır.

 Dijital baskının farklı sektörlerde yaygınlaşması firmanıza bir avantaj sağladı mı? Sizin firma olarak farklı sektörlere ulaşma imkanınız oldu mu? Yurt içi piyasadaki satış grafiğinizi artırmaya yönelik olarak bayilik ağınızı genişletme noktasında çalışmalarınız olacak mı?

Rıza Başoğlu: Dijital teknolojinin gelişmesi baskı sektörünü ve hedef kitlesini de hızlı olarak geliştirdi.  Dijital teknolojinin kabiliyetleri, baskı kalitesi, farklı medyalara uygulanabilmesi ve boya çeşitliliği iş kolunda  yeni, yeni pazarlar açtı. Seri üretimden, butik kişiye özel üretimlere, camdan, ahşaba, taşa, kumaşa baskıya kadar gelişen imkanlar farklı sektörleri de bu pazarın potansiyeli  haline getirdi. Lidya’nın sahip olduğu ürünler ve bu konuda ki tecrübesi farklı sektörlere ulaşmayı sağladı ve bundan sonrada geliştirmesine imkan sağlayacaktır. Ayrıca indirekt kanalda yaptığımız çalışmalar ve nitelikli  bayi  sayısını artırma çalışmaları sonuca daha da katkı sağlayacaktır.

Kullanıcıların yatırım noktasındaki tercihlerine yönelik vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Doğru makine ve malzeme seçiminde hangi kritere dikkat etmek gerekir?

Rıza Başoğlu: Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak Dünya da rekabet de her geçen gün hızla artmaktadır. Buna bağlı olarak birçok ekipman, malzeme üretilmekte ve satılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken iki nokta var. Birincisi; üretilen ekipmanın üreticinin geliştirdiği, tasarımını ve fonksiyonlarını belirlediği ürün olup olmadığı. Yani yatırım yapılacak ekipmanın başka bir markanın taklidi, sadece bir takım özellikleri ile benzeyen  cihaz olmamasına özen gösterilmelidir.  Bu tip cihazların satın alma maliyetleri cazip gibi gözükmekle birlikte toplam sahip olma maliyetleri son derece yüksek olup, sürekliliği veya ihtiyaçların değişip gelişmesine bağlı farklı bir seçenek sunabilme imkanının olmaması yatırımcıyı yorar ve işletme içi standartlarının bozulmasına ve  iş kalitesinin düşmesine neden olur. Bununda anlamı Pazar kaybıdır. İkinci ve en önemli nokta ise; satış sonrası servis ağı ve kalitesidir. Aslında bu faktör toplam sahip olma maliyetine direkt  tesir eder. Malzeme tedarik sürelerinden ekipmana müdahale sürelerine  kadar önemlidir. Özellikle ekipmanın bulunduğu bölge ile hizmet veren şirketin uzakta olması ve sınırlı personel ile çalışması hizmet kalitesini düşürdüğü gibi hizmet verme sürelerini de kontrolsüz hale getirir. Kurumsal kanal açısında da en önemli nokta anlaşmaları merkez ile yapan şirketlerin bölge ofislerine hizmetin kimin tarafından verildiği  konusudur.  Kısaca ekipman tercihinde bulundukları firmaların Türkiye genelinde hizmet veren ve bu hizmeti her bölgede aynı standartlarda verebilecek güçte  olmalarına önem vermeleri ve  hizmeti kesintiye uğratmayacak güce sahip organizasyonları  tercih etmelerini öneririz.

Endüstriyel sektörünün daha iyi noktalar gelmesi için sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

 Rıza Başoğlu: Umarım 2019 yılını tüm ekonomik unsurlar ve ülkemiz daha fazla zarar görmeden atlatır ve ülkemizin hak ettiği kalite ve verimlilik değerlerine ulaşırız.

Eğlencenin yeni yüzü: Artenpark

Arten Reklam, Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurduğu fabrika ile temalı parklar ve oyun grupları üretimi gerçekleştiriyor.

Farklı sektörlerde sıkça adını duyduğumuz Arten Şirketler Grubu son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Millet Parkı” projesinde adından söz ettiriyor. 2003 yılından bu yana endüstriyel reklam sektörünün içinde olan Hakan Şenkal tarafından kurulan Arten Reklam, dijital baskıdan, tabela, promosyondan matbaa çözümlerine kadar geniş bir yelpazede hizmetlerini sürdürüyor. Arten Reklam, Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurduğu fabrika ile temalı parklar ve oyun grupları üretimi gerçekleştiriyor. Ar-Ge çalışmalarını neticesinde projelendirilen ve hayata geçirilen proje çerçevesinde polyesterden üretilen temalı parklar ve oyun grupları üretmekteyiz. Ürünlerimizin tescillerini aldık. Buradaki konseptlerin tasarımları tamamen firmamıza ait. Temalı oyun gruplarında bir açık vardı biz bunu gördük. Uzaktan bakıldığında bütün temalı oyun parkları plastikten oluşan sadece görselliği olan ürünler. Oysa Temalı Oyun Parkı dediğimiz zaman, çocuk o parka girdiğinde hem görsel hem işlevselliği ile orada oynasın. Biz bunu amaçladık. Çocuk parklarında sıkça karşılaştığımız mantar evini,  salıncak ve kaydırağa çevirdik ve bunun da tescilini aldık. Tasarımı tamamen bize ait. Biz bunların yanı sıra kendi tarihimize yönelik Ulubatlı Hasan ve yeniçeri konsepti yaptık. Çocuklarımız hem mutlu olsun hem tarihimizi tanısın diye Fatih Sultan Mehmet Han’ın Şahi Topunu kaydırağa çevirdik. Olumlu tepkiler aldık.

Ürünlerinizde en çok neye dikkat ediyor ve neyi işliyorsunuz?

Hakan Şenkal: Oyun grubu olarak kalite, sağlamlık, estetik, görsel ve işlevsel ürünler üretmeye dikkat ediyoruz. Bütün ürünlerimizde bir temayı işledik. Örneğin, doğayı işledik bunun için 6-7 metrelik  ağaç yaptık. İçine tırtıl ve leylekleri koyduk. Bunun dışında mantar evinin salıncak kısmına arı mayaları gibi figürler ekledik. Her bir ürüne değişik enstantaneler koyduk. Sağlığa zararı olmayan ve tamiri olabilen ürünleri kullanıyoruz.

Şu ana kadar kaç konseptiniz oldu?

Hakan Şenkal: Şuan da 16 büyük konseptimiz oldu. 5 tanesi yolda. 16 konseptin stok olarak her birinden üçer dörder tane bitmiş halde bekleyen hazır ürünlerimiz var. En güzel tarafı bütün konseptlerimizin kalıplarını kendimiz alıyoruz. 3-5 günde bir işi üretebilme imkânına sahibiz. Üretime 35-40 kişilik bir kadro ile devam ediyoruz.

Hedef kitlenizden biraz bahseder misiniz?

Hakan Şenkal: Arten Park olarak yurt genelinde tüm belediyeler, oteller, siteler, sahil şeritleri gibi göze hitap eden yerlerde çalışmalarımızı hizmete sunmayı hedefliyoruz. Hayal edilebilen bir projeyi hayata geçirebiliriz. Alan ne kadar büyük olursa olsun polyesterden üretebileceğimiz bir çok ürünü hayata geçirebiliriz. Projelere açığız ancak gün vermek zorundayız. Stoğumuzdan istenilen bir üründe zaten teslimi hemen yapılabilir. Ama yeni bir ürünse bu zaman ister. Ayrıca yurtdışı hedefimiz de var.

Müşterileriniz kurulumları nasıl yapıyor, onu da siz mi yapıyorsunuz?

Hakan Şenkal: Kurulumlar evet bize ait. Ancak müşteri der ki “ben kurulum yapacağım” ona göre fiyat verilir. Montajı bize ait olur ona göre fiyat değerlendirmesi yaparız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Millet Parkı” adı altında başlattığı projede yer alacak mısınız?

Hakan Şenkal: Potansiyel olarak bütün belediyeler ve oteller bizim müşterimiz. Hemen hemen her yaşam alanında müşterimiz var. O nedenle biz de olacağız. Biz sadece “siz hayal edin biz yapalım” diyoruz.

Sektöre mesajınız var mı?

Hakan Şenkal: Türkiye’nin neresinde olursa olsun bizim ürünlerle alakalı arz talep olduğu sürece onların da kazancına dönüşmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu iş bir pastadır ve bu pastada herkese yetecek kadar dilim var.