Category Archives: Aktüel

Prodigital Dijital Baskı Makineleri

Fotoğraf sanatçısı Selahattin Aygüler gelecek nesillerle yakından ilgileniyor

Beylikdüzü Borsa İstanbul Kavaklı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin fotoğrafçılık alanında en büyük destekçilerinden olan Selahattin Aygüler önderliğinde, Karaköy Fujifilm Eğitim Merkezi’nde Murat Koçak tarafından fotoğraf çalıştayı yapıldı.

Pimms Group Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Aygüler, gelecek nesillerin daha iyi şartlarda yetişmesi için desteğini esirgemeden sürdürüyor. Bu kapsamda İstanbul Beylikdüzü Borsa İstanbul Kavaklı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile yakından ilgilenen Aygüler, okula kurduğu Fotoğraf Stüdyosu ile yakından ilgilenmeye devam ediyor. Öğrencileri sık sık ziyaret eden Aygüler, burada fotoğrafçılık konusunda öğrencilere tecrübelerini aktarıyor.

Öğrencilere teorik ve uygulamalı eğitim

Okulun fotoğrafçılık alanında en büyük destekçilerinden olan Selahattin Aygüler önderliğinde, Karaköy Fujifilm Eğitim Merkezi’nde Murat Koçak tarafından fotoğraf çalıştayı yapıldı. Öğrenciler hem teorik hemde uygulamalı eğitim alma fırsatı buldular. Her bir öğrenci Fujifilm’in en yeni makinelerini kullanarak eşsiz bir deneyim yaşadı.

Selahattin Aygüler: Desteğimiz artarak devam edecek

Pimms Group Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Aygüler, öğrencilerin önemli ihtiyaçlarından biri olan fotoğraf stüdyosunun tüm ihtiyaçlarını karşıladı. Aygüler, “Gelecek nesiller bizim her şeyimizdir. Ne kadar güzel ve başarılı şartlarda yetişirlerse, ülkemizde o derecede kalkınır, büyür ve gelişir. Bizde, çeşitli ekipman ve malzeme ihtiyaçları olduğunu öğrendiğimiz okula destek vererek eğitime bir nebze de olsa katkı sağlamak istedik” şeklinde konuştu.

 

Remifol, bakışı, görüşü ve hedefleriyle farklılığını hissettiriyor

“ince eleyip, sık dokumak” deyiminde hareketle Remifol, geçen süreçte Türkiye pazarının tanınan, aranan ve tercih edilen markalarından biri haline geldi.

Üretim, her anlamda zor bir yolculuktur. Ama bu işi kendisine felsefe edinen bir bakış açısına sahipseniz zor gibi görünenler kolaylaşır. 2006 yılında Bülent Atamer tarafından temeller atılan ardından 2014 yılında Hasan Aktuğ’un ortaklığıyla Remifol ismini alan firma da bunun en güzel örneklerinden birini teşkil ediyor. Tam anlamıyla “ince eleyip, sık dokumak” deyiminde hareketle Remifol, geçen süreçte Türkiye pazarının tanınan, aranan ve tercih edilen markalarından biri haline geldi.

Ürünlerin, hammadde tedariğinden son kullanıcıya ulaşana kadar olan süreci tüm ayrıntıları düşünüp, ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirerek bir dünya markası olma hedefiyle hareket eden Remifol ailesiyle bir araya geldik. Geçmişten günümüze geçen süreçle ilgili güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Remifol yöneticilerinden aldığımız en güzel mesaj, emek harcamadan bir şey olmaz. Başarılı bir ekiple, doğru yardımlaşmayla, yerli ve milli ürünler üretip, ülkemize katma değer sağlayan ürünler sunmak herkesin görevi olmalıdır. Ortaya çıkan ürünü kullanan müşterilerden alınan güzel temenniler ise işin en keyif veren yanını oluşturuyor.

Remifol, geniş format baskı piyasası için yenilikçi, yüksek kaliteli, dijital baskı ürünleri geliştirme ve üretme noktasına odaklanmıştır. Remifol müşterilerini tam anlamı ile memnun edecek ve teknolojik gelişmelerden yararlanmalarını sağlayacak şekilde üretim yapma konusuna kendisini adamıştır.

Şimdi sözü Remifol ailesinin başarılı yöneticileri olan Hasan Aktuğ, Bülent Atamer ve Mesut Uktu’ya bırakalım.

Dijital Teknik okuyucuları için Remifol’un kuruluş hikayesini öğrenebilir miyiz? Hangi amaçlarla yola çıktınız? Bugün geldiğiniz nokta hakkında bilgi verir misiniz?

Bülent Atamer: Uzun yıllar bu sektörün içinde faaliyet gösterdikten sonra 2006 yılında firmamızın temellerini attık. Remifol, baskı piyasası için yenilikçi, yüksek kaliteli, dijital baskı ürünleri geliştirme ve üretme noktasına odaklanmıştır. 2014 yılı itibariyle Hasan Aktuğ bey ile gerçekleştirdiğimiz ortaklık bizim için tam anlamıyla bir milat olmuştur. Remifol ailesi olarak hem sermaye gücü hem de tecrübesiyle geçen süreçte başarılı çalışmalara imza atmıştır. Bir taraftan Ar-Ge çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan müşterilerin talep ettiği ürünler doğrultusunda makine parkurumuzu güncelledik. Kalite standartları noktasında dünyanın kabul ettiği tüm belgelere sahibiz. 2014 yılından sonraki süreçte sektörümüz Remifol ürünlerini daha yakından tanıma fırsatı bulurken, Remifol ailesi olarak bizlerde gerçekleştirdiğimiz üretimle ülke ekonomisine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşamaktayız.

Biraz üretim tesisiniz hakkında bilgi verir misiniz? Ortaklığınızla birlikte neler değişti?

Bülent Atamer: Bugün Remifol, en geniş enlerde üretim yapabilecek bir tesise sahiptir. Coating ve laminasyon hattımızı bu üretime uygun hale getirdik. Yine üretim hızımızı çok yüksek seviyelere çıkardık. Bunları yapabilmek için gerçekten emek vermeniz, teknolojiyi yakından takip etmeniz ve yatırım yapmanız gerekiyor. Hasan beyle oluşturduğumuz sinerji ile Remifol markasını iyi bir noktaya getirmiş bulunuyoruz. Her zaman daha iyiyi sunmak için çalışıyoruz. Hammadde temininden, ürünün ambalaj ve sevkiyatına kadar olan süreçte en iyiyi sunma çabasındayız. İşimizi gerçekten severek yapıyoruz. Severek yaptığımız içinde başarıyı yakalamak daha kolay oluyor. Çok hızlı bir büyüme ivmesi yakaladık. Oluşan sinerjiyi çok iyi değerlendirdik. Dolayısıyla Remifol, üretim, satış ve satış sonrası destek noktasında tam anlamıyla müşteri beklentilerini karşılayan, aranan ve tercih edilen bir marka haline geldi.

Mesut bey, ürün gruplarına ait detayları da sizden öğrenebilir miyiz?

Mesut Utku: Bugün ürünlerimiz, afiş ve posterlerden vitrin düzenlemelerine, sergi ve fuar standlarından araç kaplamaya kadar çok geniş bir yelpazeye ulaşmıştır. Ürün gruplarımız, renkli kesim folyoları, dijital baskı folyoları, laminasyonlar ve çift taraflı bantlar olmak üzere çeşitli gruplara ayrılmaktadır. Kesim folyolarında 122 cm eninde, 12 parlak 12 mat olmak üzere 24 çeşit renge sahibiz. Ürün portföyümüze son olarak polimerik araç folyosu da eklendi. 154 cm’lik 3 farklı renkte üretim yapıyoruz. Ürünümüz piyasadaki en geniş polimerik folyodur. Bu gruba yeni renk ilavelerimiz olacak.

Yaptığımız bir diğer yatırımla kağıtların arkasına Remifol markasını kendi bünyemizde basabilmekteyiz. Yine kullanıcılar için çok faydalı olacağına inandığımız ürün kenarına metraj bilgisi uygulamaktayız. Böylece kullanıcılar herhangi bir işi bastıktan sonra ne kadar ürün kaldığını görebilecek. Bunun yanında doğru ve tam metrajlı ürün aldığını bilecek. Bunlara ilave olarak ürün ambalajı ve paketleme noktasında birçok yeniliklerimiz ve iyileştirmelerimiz oldu.

Hasan bey, üretime yönelme fikri nasıl oluştu?

Hasan Aktuğ: Öncelikle yaptığımız işin her zaman en iyisini yapmak istiyoruz. Bilindiği gibi sahibi olduğum Küp Reklam ticari hayatını başarıyla sürdürmektedir. Sektöre daha iyi hizmet vermek, daha kalıcı projeler ve hedeflere ulaşmak en büyük hedefimiz olmuştur. Bülent beyle gerçekleştirdiğimiz istişareler doğrultusunda böyle bir ortaklığı gerçekleştirme kararı aldık. 2014 yılında çıktığımız bu yolda bugüne kadar çok güzel bir yol aldık. Üretimin tabiki birçok zorluğu var. Ama hem ülkemiz hem de sektörümüz için bazı sorumluluklar almamız gerekiyor. Bugün geldiğimiz noktada ne kadar doğru bir karar verdiğimizi görmenin mutluluğunu yaşamaktayız.

Bülent bey, Remifol olarak yurt içi fuar katılımlarınızın ardından şimdi Almanya’da düzenlenecek olan Fespa Berlin Fuarı’na katılacaksınız. Remifol bir dünya markası olma yoluna mı giriyor?

Bülent Atamer: Firmaları başarıya götüren en önemli kriter gelişen teknolojiye uyum sağlamalarıyla doğrudan ilişkilidir. Remifol ailesi olarak bizler bu değişim ve gelişimi çok yakından takip ederek firma bünyesinde uygulamaktayız. Remifol geçen süreçte Türkiye pazarında belirli bir noktaya ulaştı. Diğer taraftan çeşitli ülkelere ihracatımız da var. 2018 yılı itibariyle ise ihracata daha fazla ağırlık vermeyi planlıyoruz. Bu anlamda Mayıs ayında düzenlenecek olan Fespa Berlin Fuarı’na katılarak ürünlerimizi dünya piyasasıyla buluşturacağız. Biz Remifol ailesi olarak bir dünya markası olma hedefindeyiz. Çünkü bugüne kadarki tüm yatırımlarımızı bu doğrultuda gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıllarda Remifol ailesi olarak çok daha güzel projeler ve yeniliklerle adımızdan söz ettirmeyi amaçlıyoruz. Bu vesileyle tüm misafirlerimizi Fespa Berlin Fuarı’ndaki Remifol standında ağırlamaktan memnuniyet duyacağız.

Türkiye ve dünya pazarına bakıldığı zaman üretimini yaptığınız çözümlerle ilgili genel durum nedir?

Hasan Aktuğ: Her ülkenin ve pazarın kendine has dinamikleri vardır. Önemli olan bu dinamikleri yakalayabilmektir. Ürünlerimizi üretirken bir tek dünya standartlarını benimsedik. Zaten bu alanda üretim yapan tüm uluslararası markalar da bu standartları kullanıyor. Biz Remifol ailesi olarak hem yurt içinde hem de yurt dışında müşteri taleplerini en iyi şekilde karşılayacak çözümler geliştiriyoruz. Yurt içi piyasada Remifol markasının 50’nin üzerinde bayisi bulunmaktadır. Bayi noktasında da sektörün en tecrübeli ve iyi markalarıyla yolumuza devam ediyoruz. Bu vesileyle bir konuya açıklık getirmek isterim. Sahibi olduğum Küp Reklam’da, Remifol’ün 50 bayisinden birisidir. Remifol’den bayilerimiz hangi şartlarda ürün temin ediyorsa Küp Reklam’da aynı şartlarda tedarik etmektedir. Bu konuya oldukça hassas ve dikkatli yaklaşmaktayız. Öte yandan Mayıs ayında katılacağımız Fespa Berlin Fuarı’da bizim dünya piyasalarına açılmak için güzel bir fırsat olacak.

Üretim gerçekten zorlu bir süreçtir. İçinde olanlar bunu çok daha iyi bilir. Üretimle ilgili hedeflerini nelerdir?

Bülent Atamer: Yurt dışında birçok ülkede farklı fuarları ziyaret ediyoruz. Hangi sektörde olursa olsun yurt dışında Türk markasını görmek bizleri gerçekten mutlu etmektedir. Türkiye olarak ağırlıklı tüketen bir ülke olmak yerine ağırlıklı olarak üreten bir ülke olmalıyız. Ülkemiz bulunduğu lokasyon, iş gücü hacmi ve potansiyeliyle üretim anlamında tüm ihtiyaçları karşılayacak niteliklere sahiptir. Bu noktada daha fazla üretime yönelmeli, belli noktadan sonra da yurt dışına açılmayı hedeflemeliyiz. Bu hem günümüz hem de geleceğimiz için önemlidir. Her sektörde üretim yapan dünya markalarımız olmalı ve sayıları da artmalıdır. Bakıldığı zaman Hasan Bey kendi firmasıyla güzel ve başarılı işler yapıyordu. Ama üreten bir firma ile dünya pazarına açılma hedefindeydi. Bu fikirle Remifol ortaya çıktı. Bu noktada bakış açısı ve felsefeyi iyi belirlemek gerekir. Biz Remifol ailesi olarak ülkemize güveniyoruz. Ekonomide zaman zaman inişli-çıkışlı grafikler yaşanmaktadır. Ama bütüne bakıldığı zaman Türkiye çok ciddi mesafe kat etti. Mümkün olduğu kadar dışa bağımlılığı azaltacak projeler üzerinde çalışmaya ihtiyacımız var. Üretimi yapılan ürünleri de zamanı geldiğinde yurt dışına sunarak ekonomiye katkı sağlamalıyız. Kendimize, sektörümüze ve ülkemize fayda sağlayacak işler yapmalıyız. Bunu yaparken de yerli ve milli kaynaklardan istifa ederek katma değer sağlamalıyız.

Mesut Utku: Biz Remifol’den önceki ticari hayatımızda bu ürünleri yurt dışından ithal ederek satışını yapıyorduk. Remifol’ün üretime başlamasıyla dışa bağımlılığımızı azalttık. Yine hammadde noktasında da Türkiye’de üretim olursa hammaddeyi de yurt içinde temin etmek arzusundayız. Dolayısıyla ülkemizi seviyoruz, ülkemize bağlıyız. Ülkemizin gelişmesi bizi her anlamda sevindirmektedir. Bu büyümede bizimde katkı sağlıyor olması ayrıca keyif vericidir. Hep birlikte üretip, hep birlikte dünya pazarlarına açılmalıyız. Üretim anlayışını ülkemizin geneline yaymalıyız. Örneğin sosyal sorumluluk projesi kapsamında amatör bir spor kulübüne sponsorluk yapmaktayız. Hiçbir karşılık beklemeden yaptığımız bu destek, sadece gelecek nesillerin ülkemize ve milletimize faydalı bireyler yetişmesi içindir.

Son olarak vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Hasan Aktuğ: Remifol ailesi olarak çıktığımız bu yolda öncelikle tüm çalışanlarımıza, bize destek veren tüm üretici ve tedarikçilere, bize inanan ve güvenen yurt içi ve yurtdışında çalıştığımız tüm bayilerimize ve ürünlerimizi tercih eden son kullanıcılara sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

Yazım Reklam enerjisini pozitif yönde kullanıyor

LED konusundaki başarılı çalışmalarıyla tanınan Yazım Reklam fuar vesilesiyle bir kez daha sektörle buluştu.

Yazım Reklam, 7-10 Aralık tarihleri arasında düzenlenen Fespa Eurasia Fuarı’na katılarak ziyaretçilerini ağırladı. Fuarlara satış hedefinden ziyade sektör buluşması olarak bakan ve katılım gösteren Yazım Reklam standı fuar süresince yine yoğundu. Fuar sonrasında Yazım Reklam Genel Müdürü Muharrem Yıldırım ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

 

Efendim, öncelikle katılım gösterdiğiniz fuarla ilgili olarak genel bir değerlendirmenizi alabilir miyiz? Nasıl bir fuar oldu? Beklentilerinizi karşıladı mı?

Muharrem Yıldırım: Genel değerlendirme açısından bakıldığı zaman ilk iki gün ziyaretçi sayısı azdı. Ancak son iki gün ciddi bir ziyaretçi kitlesi fuara geldi. Kendi açımızdan değerlendirmemiz gerekirse, sektörümüzde bir fuar kültürü oluştu. Bu anlamda sektörün bir firması olarak bu organizasyonlar içinde olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Biz fuarlarda ziyaretçinin azlığı veya çokluğuyla ilgili değerlendirme yapmıyoruz. Bu sektörün içindeysek tüm paydaşları olarak birlikte olmalıyız. Fuarlarda bunun için güzel bir vesiledir. Müşterilerimizle ve ziyaretçilerle buluşup sohbet ediyoruz. Yeniliklerimiz ve ürünlerimiz hakkında bilgiler veriyoruz. İşini severek zevkle yapanlar, yenilik arayışında olanlar ilk gün veya son gün demeden mutlaka geliyor. Dolayısıyla bizde işimizi severek yapıyoruz. Doğrudan satış hedefiyle fuarlara katılmıyoruz. Fuarda kendi adımıza çok sayıda müşteri ve misafirimizle görüştük. Memnun kaldık. Standımızı ziyaret eden tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Üreticisiyle, tüketicisiyle, fuarıyla, okuluyla, sanayisiyle, derneğiyle, çalışanıyla hep birlikte bu sektörün içindeyiz. Biz olmayacağız, siz olmayacaksınız kim gelecek? Dolayısıyla aynı geminin içindeyiz ve hep birlikte olup sektörümüzü birlikte büyütmeliyiz. İşimizi sevmeliyiz ve sahip çıkmalıyız. Sektörümüzün gelişimini hep birlikte desteklemeliyiz. Biz bugüne kadar gerekli desteği verdiğimizi düşünüyoruz. Bu sektörde olduğumuz sürece de bu desteğimiz sürecek. Biz bu konuya böyle bakıyoruz. Bize düşünde budur.

Fuara gelen yerli ve yabancı ziyaretçiye yönelik bir değerlendirmesi yapabilir misiniz?

Muharrem Yıldırım: Yabancı ziyaretçi noktasında ağırlıklı olarak Irak, İran, Filistin ve Balkanlardan ziyaretçiler olduğunu gözlemledik. Geçmiş yıllara göre Suudi Arabistan, Mısır, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi ülkelerden daha az ziyaretçi geldi. Yurt dışında birçok farklı ülkede bayi ve müşterilerimiz var. Fuara gelen misafirleri standımızda ağırladık, yeniliklerimiz hakkında bilgiler verdik. Yurt içi olarak bakıldığı zaman hemen hemen Türkiye’nin her noktasından ziyaretçi geldi. Yine şehir dışından gelerek sektördeki gelişmeleri takip eden tüm misafirlerimize ayrıca teşekkür ediyorum.

Yazım Reklam standına gelen ziyaretçilere hangi yenilikleri buluşturdunuz?

Muharrem Yıldırım: Bildiğiniz üzere kısa bir süre önce SIGN İstanbul Fuarı’na katıldık. Bu kadar kısa sürede yenilik ortaya çıkarmak tabiki mümkün değil. Ürünlerimizin kendi içindeki bazı değişiklik ve yenilikleri de buradaki fuarda ziyaretçilerimizin beğenisine sunduk. Öncelikle firma olarak fiyat odaklı olmak yerine çözüm odaklı olmayı tercih ediyoruz. Kaliteden taviz vermeden en iyi ürünü sunma hedefindeyiz. Bildiğiniz gibi uzun yıllardır yurt dışında aynı üreticilerle çalışmaktayız. En iyi en doğru ve en kaliteli ürünü en uygun fiyatla sunma çabasındayız. Örneğin 10 yıldır aynı plotter markasıyla çalışıyoruz. Daha uygun fiyatlı plotter var mı? Yılda 4-5 defa Çin’e gidiyoruz. Tabiki daha uygunu var. Ama bu sefer kaliteden taviz veriyorsunuz. Biz müşterilerin sorunsuz bir şekilde uzun yıllar çalışmasını istiyoruz. Satışını yaptığımız firmanın makinesinin iyi olduğunu da biliyoruz. Bunu yapabilmek içinde kaliteden taviz vermeden, gerekirse üreticiyle yüksek adetli satış anlaşmaları yaparak fiyatları mümkün olduğu kadar en uygun hale getirme çabası içindeyiz. Böylece müşterimize kaliteli ürünü en uygun fiyatla sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

LED ile ilgili uzun yıllardır hizmet veriyorsunuz. Bunun yanında sürekli eğitimle sektöre destek oldunuz. Bugün baktığınızda LED kullanımında ve bilinç düzeyinde hangi noktadayız?

Muharrem Yıldırım: Bugüne kadar seminer ortamında 30’ya yakın şehirde bireysel olarak Türkiye’nin hemen hemen her şehrinde yaptığımız ziyaretlerde satış ve eğitimler verdik. Bu toplantılarda gelen sorular ve yapılan yanlışlarla ilgili olarak bir rapor hazırladım. Daha sonra tüm eğitimlerimizi bu yanlışları düzeltmek üzerine oluşturulduk. Bugün geldiğimiz noktada, LED işinden yakınarak gelen müşteriye baktığımızda yine teknik noktada hata yapıldığını gözlemliyorum. Bu doğrultuda, halen daha kat edeceğimiz yol olduğunu düşünüyorum. Örneğin 30 yıllık elektrik ustasını düşünelim. Bu süre boyunca 200 watt elektrikle çalışmış. LED ürünlerde ise 12 watt. İkisi aynı şey değil. Bunun için sormaktan utanmayacağız, sorarak, araştırarak kendimizi geliştireceğiz. Bu yüzden biz sadece LED satmıyoruz. LED seçiminden, trafo seçimine, kablo seçimi ve bağlantısına kadar birçok konuda kullanıcıları eğitiyoruz. Bugüne kadar hiçbir zaman “satalım, gitsin” demedik.

Bildiğiniz gibi ARED uzun bir süredir mesleki standartların belirlenmesi noktasında çalışmalar yürütüyor. Bu anlamda önemli mesafe alındı. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Muharrem Yıldırım: Tabiki mesleğimizin isminin diplomalarda yazması bizim hayalimizdi. ARED’in yoğun gayretleri sonucunda artık meslek lisesi diplomalarda mesleğimizin ismi yazacak. Dolayısıyla sektörümüzün geleceği için çok önemli bir adımdır. Eğitim ve öğretim noktasındaki çalışmalara tüm meslektaşlarımızın destek olması ihtiyaçtır, önemlidir. Röportajımızın başında söylediğimiz gibi bu sektörün içinde olduğumuz sürece sektörümüze ait tüm konulara destek olmalıyız. Eğitim de bu konuların başında gelmektedir. Geçmiş senelerde İnönü Endüstri Meslek Lisesi’ndeki bölüm için ciddi uğraşlar verdik. Örneği olmayan bir çalışma ortaya koyuldu. Bugün yürütülen çalışmalar, bu projenin devamı niteliğindedir. İstanbul’da başlayan bu yolculuk şimdi altyapı oluştuğu için diğer şehirlerde daha kolay ilerleyecek. İnanıyorum ki, birçok okulda mesleğimizle ilgili bölümler açılacak ve geleceğin nitelikli elemanları yetişip sektörü daha iyi noktalara taşıyacaktır. Bu noktada emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Muharrem Yıldırım: Her zaman bahane bulmak çok kolaydır. Moral bozmadan işimize sahip çıkmalıyız. Her zaman olumlu düşünmeliyiz. Enerjimizi pozitif yönde kullanmalıyız. Kötü şeylerden bahsedin deseniz bir sürü şey söylenebilir. Ama kimseye faydası yok. Peki pozitif yönler üzerine konuşursak ne olur? Ortaya sinerji ile yeni projeler çıkar. Yeni projelerde size yeni iş kapıları açar. Faydalı iş yaptığınız sürece işleriniz hiçbir zaman aksamaz. Bu sebeple her zaman ileriye bakalım, işimize bakalım. Yazım Reklam olarak biz tüm enerjimizi pozitif yönde harcıyoruz. Bardağın dolu tarafından bakmayı öğrendik. Zaten biz böyle baktığımız için bize de böyle bakan müşteriler geliyor. Bu noktada tüm meslektaşlarımıza da pozitif yönde düşünme, bakma ve ilerlemelerini tavsiye edebilirim. Yeni yılın sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini temenni ederim.