Category Archives: Yazarlar

Prodigital Dijital Baskı Makineleri

Eskiden böyle değilmiş!

Mehmet Ali Özbudun 

Kendilerini “merkez sağ” olarak tanımlayan bir grup eski politikacı, ekonomiyi tartışıyor.

Öğreniyoruz ki..

-Ekonomi, takur tukur ediyormuş. Eskiden böyle değilmiş. İşler çok daha iyiymiş.

Doğrudur, vaktiyle işler böyle değildi. Tıkır tıkır işleyen, pırıl pırıl bir ekonomi devretmiştiniz. Kıymetinizi bilemedik. Yeniden iktidara geleceğiniz günleri, hasretle bekliyoruz. Sizleri çok özledik.

Ne diyelim?

-Yaptıklarınız, yapacaklarınızın teminatıdır!

***

Gelelim yaptıklarınıza..

Hatırlar mısınız, bilmem.

Devr-i iktidarınızda..

Pazarlamacı bağırmaz, fısıldar

Prof. Dr. İsmail Kaya 

Bayramların huzur ve sürûr günleri olduğunu, nispeten boşalıp sakinleşmiş bir İstanbul sayesinde bir kere daha hissettik. İstanbul tenhalaşınca daha güzel.

Bayramda bol bol telefonlaştık, bayramlaştık. Dikkatimizi çekti. Sabit-mobil, sesli-görüntülü hiç fark etmiyor, muhatap ne kadar uzaktaysa sesler o kadar yüksek çıkıyordu.

Sanki içimizde bir el vardı, ses düğmemizi ayarlıyordu. Uzaklara konuşurken daha iyi duyurmak istercesine sesimizi yükseltiyor, hatta farkında olmadan bağırmaya başlıyorduk.

Çok önemli saydığımız bir şey anlatırken de, meramımızı anlatamadığımızı sandığımız, bizi dikkatle dinlemediklerini düşündüğümüz durumlarda da böyle oluyordu. Anlaşılmadığımızı düşündüğümüz durumlarda da öyle…

Bağırma ile öfke ikiz kardeş gibiler. Bağırdığımızda mı öfkeye kapılıyoruz, yoksa öfkelendiğimiz için mi bağırıyoruz bilinmez ama, her iki halde de iletişimin koptuğundan, iki tarafın birbirinden ümidi kestiğinden emin olabiliyoruz.

“Ne farkımız var birbirimizden…”

Şafak Aydoğan 

Ard arda iki fuar birden gezince insan bir değişik oluyor. Önce Fespa Londra, ardından Şangay Reklam Fuarı… 

Birçok ithalatçı ve son kullanıcı oradaydı. Ramazan olduğundan öncekilerden az olduğunu söyleyenlerde vardı. Ancak şu bir gerçek ki Fespa Londra Fuarı’nda olan pazarlama humması ve gerçek dışı satış hikayeleri çoktu. Şangay Fuarı’nda gerçek ticaretle ve bol yalanla dolu idi.

Fuar sonunda konuştuğum ithalatçılar, bir umutla yeni ürün bulmanın sevincini taşıyorlardı. Ancak aslında Çinli herkese aynı ürünü satıyor olacağını kendisi de biliyor. 

Fuarda başıma gelen en ilginç olaylardan biri, bir makine üreticisi olarak, Türkiye’de yıllardır Türkiye’de başarı ile distribütörü ile satılan bir Çin markasının patronu tarafından akşam yemeğine davet edildim, anlamadım önceleri ama nezaketen kabul ettim. 

Akşam yemekte bana Türkiye’yi övdü durdu. Bende distribütörünü övdüm. Sattığı adetler çok iyi dedim. Ama Çinli’de öyle bir zihniyet varki. Sanki Türkiye Çin, herkese satacak. Ben kendisinin ürünlerini değil, kimsenin ürünün satmayacağımı, sadece Eurotech ürettiğimizi, ayrıca böyle yaparsa distribütörü kaybedeceğini söyledim.