Prodigital Dijital Baskı Makineleri

2E İleri Teknoloji Ürünleri Genel Müdürü Altay Altın: “Hem alıcı hem satıcı tarafından işler daha verimli olacak”

 Altay Altın: “Yatırımlar daralacak diye endişe etmemek gerekir, doğru müşteri – doğru makine ve zamanında tahsilat işlerin satıcı ve alıcı tarafında da daha verimli olmasını sağlayacak”

 Her krizin bir fırsat olduğu her zaman söylenir. 2E İleri Teknoloji Ürünleri Genel Müdürü Altay Altın da döviz kurundaki ani yükselişin, taşları yerine oturttuğu böylece açık hesap belirsizliğini disiplin altına alarak güven ortamı oluşturduğunu söyledi. Altay Altın, doğru müşteri, doğru makine ve zamanında tahsilat ile işlerin alıcı ve satıcı tarafında daha verimli olmasını sağlayacağını ifade etti. Altın, hem SIGN İstanbul hem de sektöre ilişkin sorularımızı yanıtladı.

 Bu yıl 20’ncisi düzenlenen SIGN İstanbul Fuarı’na katıldınız. İçinde bulunduğumuz piyasa koşulları çerçevesinde fuara ait izlenimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Altay Altın: SIGN İstanbul Fuarı’nda ziyaretçi sayısında ciddi azalma gözlemledik. Günün piyasa koşulları ile de fazla yeni yatırımların oluşmadığını düşünüyorum.

Fuara gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ziyaretçi sayısı beklentilerinizi karşıladı mı? Satışa yönelik anlaşmalarınız oldu mu?

Altay Altın: Özellikle Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerinden yabancı ziyaretçiler mevcut idi. Yurtiçi ziyaretçi sayısı çok azdı. Bunun sebebi günün koşulları içinde ziyaretçilerin yeni yatırım için daha az istekli olmalarını söyleyebiliriz. Daha önceki fuarlarda Ticaret odalarının yapmış olduğu organizasyonlar bu yıl yapılmamıştı bu da şehir dışından gelen ziyaretçilerin azalmasının bir sebebi olarak değerlendirebiliriz. Fuar süresinde satışa yönelik anlaşmalarımız olmadı, fuar sonrası potansiyel müşterilerle görüşmelerimiz devam etmektedir.

Fuar süresince hangi ürünlerinizi ziyaretçilerle buluşturdunuz? İlk kez sergilenen yenilikleriniz oldu mu? Bununla birlikte ziyaretçilerin ilgisini çeken makine veya ürünleriniz hangileri oldu?

Altay Altın: Fuarda ilk kez 60cmX90cm ebatlarında Endüstriyel Toshiba baskı kafaları olan UV printer ve Direkt Tekstil ürünlerine baskı yapan ORCA markalı makinelerimizi sergiledik. Bu ürünler oldukça ilgi gördü ve kurulumları da kısa sürede başlanıp piyasa da adlarını sıklıkla duyabileceksiniz.

Sektörün ve ziyaretçilerin yatırım talebi sizce yeterli mi? Mevcut piyasa koşullarına yönelik olarak müşterilerinize ve yatırımcılara sunduğunuz özel avantajlar oldu mu?

Altay Altın: Aslında döviz kurlarındaki hızlı ve yüksek oranlı artış yatırımcıları durdurdu diyebiliriz. Bu ani yükseliş sektörde de bazı taşları yerine oturttu, kimse kur riskini ve finans maliyetlerini düşünmeden uzun süreli vadeli satışlar yapıyordu. Şuan sektördeki en büyük problem olan açık hesaplardaki belirsizlik sanırım daha disipline olacak. Yatırım yapacak firmalarda bu maliyetleri sadece ithalatçıların üstüne bırakamayacak. Yatırımlar daralacak diye endişe etmemek gerek, doğru müşteri – doğru makine ve zamanında tahsilat işlerin satıcı ve alıcı tarafında da daha verimli olmasını sağlayacak. Bizim yatırımcılar için avantajlarımız doğru makine önermek, uygun fiyat ve ihtiyaç durumda sağlıklı servis vermektir.

Fuardan aldığınız izlenimler doğrultusunda önümüzdeki aylara ilişkin nasıl bir beklenti içindesiniz? Bu anlamda atacağınız yeni adımlar olacak mı?

Altay Altın: Ülkemizde ekonomik istikrar oluşması durumunda güçlü, planlamasını iyi yapabilen firmaların hizmet etmeye devam edeceklerini düşünüyorum. Yeni adımlarımızı farklı sektörlere hizmet vererek yapmaya çalışacağız.

İthalat ağırlıklı bir sektör içindeyiz. Döviz kurlarındaki dalgalanma hem firmalara hem de kullanıcılara yansıyor. Bu noktada sizce neler yapılabilir? Sektörümüz bu dalgalanmadan en az etkilenecek hale nasıl gelebilir? Kimler nasıl önlem almalıdır?

Altay Altın: Maalesef kurdan etkilenmeyen ithalatçı kalmadı. İthal ederken uygulanan şartları satış yaparken de uygulasalar, finansman maliyetlerini hesap ederek son kullanıcıya fiyat verseler sıkıntılar bir nebze son bulur.

Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Altay Altın: Doğru müşteri, doğru teslimat zaman, doğru maliyet ile yeni bir süreçte umarım başarılı olunur.

Türkiye’nin En Ucuz Dijital Baskı Merkezi: Baskı Center

Baskı Center’ın Başarılı Yöneticisi İhsan Oruç: “2020 hedefimiz Türkiye’deki her 5 reklam firmasından birine hizmet vermektir. Herkesi Türkiye’nin en büyük ve en ucuz dijital baskı merkezi olan Baskı Center ile çalışmaya davet ediyorum”

İzmit’te faaliyet gösteren Baskı Center, bulunduğu noktadan Türkiye’nin dört bir yanındaki müşterilerine hizmet sunuyor. Dijital Teknik Dergisi olarak bu büyük işletmeyi yerinde ziyaret ederek çalışmalarını gözlemlemek istedik. Baskı Center sahibi İhsan Oruç bu anlamda misafirperverliğini bizlere hissettirdi. Kendisiyle keyifli ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

İhsan Bey, öncelikle dergi okuyucularımız için Baskı Center firmasını tanıtır mısınız? Baskı Center neler yapar, ne tür hizmetler sunar?

İhsan Oruç: Ekibimizle birlikte çalışarak, azimle ve inançla sektörde neler yapabileceğimizi gözler önüne seren bir başarıya imza attık. Çalışanlarımızı ailemizin bir bireyi olarak görmekteyiz. Bugünlere gelmek, uzun zamanımızı aldı, çok yorulduk, fakat inancımızı ve azmimizi hiçbir zaman kaybetmedik. İşlerinde tecrübeli ve başarılı olan çalışanlarımızla bir bütün olduk. Bugünde eksilmeyen inancımızla yolumuza devam ediyoruz. Şu an günlük olarak Türkiye genelinde 800’ün üzerinde reklamcı ve ajansa hizmet veriyoruz. Verdiğimiz kaliteli hizmet ve uygun fiyat politikamız sayesinde müşteri portföyümüz her geçen gün artıyor. Baskes ve durantrans ürünlerde Türkiye’nin en iddialı firması olduğumuzu söylemek isterim. Müşteri ayrımı kesinlikte yapmıyoruz. Müşterinin bir metrekare işi de olsa, bin metrekarelik işi de olsa aynı kalite ve en uygun fiyat politikasıyla çözüm sunuyoruz. Buradaki en önemli amacımız müşterinin işini çözmek ve memnun etmektir. Bizi diğer firmalardan ayıran en önemli özelliklerden biri de budur. Örneğin bünyemizde sadece 1 kişi paketleme ve kargolama hizmeti ile uğraşmaktadır. Ürünlerin ambalajlaması ve koruması yapılarak ürünü zarar görmeden müşteriye ulaşmasını sağlarız.

Tesisinizi gezdiğimizde çok büyük bir merkez olduğunuzu gördük. Cadde boyunca 7 ayrı dükkanda hizmet veriyorsunuz. Bu caddeyi tek başına dijital baskı caddesine dönüştürdüğünüzü gözlemledik. Makine parkurunuz ve bünyenizde bulunan ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

İhsan Oruç: Çok büyük bir baskı merkezi olduğumuz için stoklarımızda her türlü malzeme bulunmaktadır. Bu anlamda isteyen firmaya sadece malzeme satışı yapabilmekteyiz. İsteyen firmaya da baskılı olarak sunabilmekteyiz. Örneğin bir brandanın her çeşidi stoklarımızda bulunmaktadır. Bu anlamda malzeme zenginliğimiz sayesinde de müşteriler tarafından ilk tercih edilen firma konumundayız. Tesisimiz 7 bölümden oluşmaktadır. Bunlar kendi içinde folyo, vinil, branda, kesim, montaj, baskı gibi bölümlere ayrılmaktadır. Makine parkurumuzda, 11 adet dijital baskı makinesi bulunmaktadır. 2 yeni makinemiz de kısa bir süre sonra parkurumuza katılacak.

Baskı Center olarak hedefiniz nedir? Bundan sonrası için ne tür planlarınız var?

İhsan Oruç: 2020 hedefimiz Türkiye’deki her 5 reklam firmasından birine hizmet vermektir. 2018 yılı itibariyle başta Kıbrıs, Azerbaycan ve Bulgaristan olmak üzere yurt dışı müşteriler edindik. Sektördeki hedefimiz müşteri kaybı olmaksızın yeni müşteriler kazanmaktır. Şu an bizimle çalışan müşterilerimizin tamamı Baskı Center’lı olmaktan mutlu olduklarını ifade ediyorlar.

Bu kadar büyük bir firmanın girdi ve çıktı işleri de kolay değildir. Nasıl bir çalışma şekli benimsediniz?

İhsan Oruç: Bizde, alırken de, satarken de herşey peşin ödeme ile yapılır. Başka bir alış veya satış şeklimiz yoktur. Bunu tüm malzeme satın aldığımız firmalar ve satış yaptığımız müşterilerimiz bilir. Herşeyi peşin olarak en uygun fiyata alıp, en uygun fiyata da müşteriye sunarız. Türkiye’nin en ucuz dijital baskı merkezi iddiamız da bu özelliğimizden kaynaklanmaktadır.

Endüstriyel reklam sektörünün gelişimini nasıl görüyorsunuz? Bu anlamda firma olarak siz farklı ve avantajlı kılan özellikler nelerdir?

İhsan Oruç: Şunun farkındayız. Artık herkes tek bir noktadan her çeşit baskı işlerini çözümlemek istiyor. Her çeşit baskı işlerini çözdürmeyi talep ediyorlar. Biz bu baskı çeşidini yapamıyoruz diyerek geri çekildiğimizde an, o müşteriyi kaybetmeye başlıyorsunuz. Teknolojik olarak firmanızı yenilemediğiniz sürece de yeni müşteri kazanamıyorsunuz. Baskı Center olarak en büyük avantajımız, her çeşit dijital baskıyı en son teknoloji ile yapabilme özelliğimizdir. Bu özelliğimiz sayesinde rekabette bizi her zaman bir adım öne çıkarıyor. Dijital baskı sektöründe sıkça kullandığımız “tartışmasız olacağız” sözüne kullandığımız yenilikçi teknolojilerle sahip çıkmış oluyoruz. Dijital baskı ve reklam sektörünün ülkemizde ve dünyada geleceği parlak bir sektördür. Sektörde iş olanağı daima mevcuttur. Tek eksiğimiz malzeme tedariği konusunda yerli üretimimizin olmamasıdır. İşlediğimiz ürünlerin % 90’ı ithalat malzemedir. Burada firma olarak temkinli duruyor, doğru zamanda doğru yatırımı yapıyoruz. Tabiri uygunsa “ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz”

Bu başarınızı ülke geneline yaymayı düşünüyor musunuz?

İhsan Oruç: 2019 yılı başı itibariyle yeni makine yatırımlarımız olacak. Üretim kapasitesi artışı ile beraber ülkemiz genelinde dijital baskı sektöründe bir ilk olarak bayilik ağı kuracağız. Hedefimiz 81 ilde ve yurt dışında bayimiz olmasıdır. Altyapı çalışmalarımızın sonuna geldik. Halihazırda bazı illerde bayi gibi çalışan firmalar mevcut. Dijital baskıda sadece baskı hizmeti vermiyoruz. Altyapı olarak dikiş, kaynak gibi baskı sonrası hizmetlerimizde mevcut. Bizimle çalışan reklamcı veya reklam ajansları Baskı Center’da işlerini yaptırarak müşterilerine hazır olarak teslim edebiliyorlar. Baskı sonrasına yönelik bu hizmetimiz müşterilerimizin nazarında bizi vazgeçilmez kılıyor.

Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

İhsan Oruç: Herşeyden önce işimizi severek, özen göstererek yapıyoruz. Aslında bizimkisi bir aşk hikayesidir. Herkesi Türkiye’nin en büyük ve ucuz dijital baskı merkezi olana Baskı Center ile çalışmaya davet ediyorum.

Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu: “Çözüm yüksek motivasyonda”

Rıza Başoğlu: “Her zaman pozitif düşünmeliyiz. İnanç ve motivasyonumuzu kaybetmeden çalışmaya devam etmeliyiz. Bu ülkenin büyüme mecburiyeti vardır. Demotivasyona asla kapılmamak gerekir. Yenilik ortaya çıkarmanın yolu yüksek motivasyondur, bu süreçten çıkmanın da anahtarı yüksek motivasyondur”

 Dijital Teknik olarak Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu ile SIGN İstanbul 2018 Fuarı’nda bir söyleşi gerçekleştirdik. Uzun yıllardır iş dünyasının içinde olan Rıza Başoğlu’nun tecrübe ve bilgi birikiminden istifade etmeye çalıştık. İçinde bulunduğumuz piyasa koşulları, yapılması gerekenlerle ilgili birkaç soru yönelttik.

Lidya Grup olarak çok büyük bir stand alanı ve makine grubu ile SIGN İstanbul Fuarı’na katıldınız. Öncelikle içinde bulunduğumuz piyasa koşulları ile başlamak istiyorum. Piyasalar nasıl bir pozisyon içinde?

Rıza Başoğlu: Öncelikle şunu iyi bilmeliyiz, Türkiye çok büyük bir ülkedir. İçinde bulunduğumuz piyasa koşulları da gelip geçicidir. Çok büyük yatırımlarla SIGN İstanbul Fuarı’na katıldık. Milyon doları aşan rakamlara sahip makineler grubumuzu sergiledik. Her makine satılmak için getirilir. Ancak şu anda finansal enstürmanların daralması ve kaynak sıkıntıları çok büyük yatırımların yapılmasını imkansız hale getiriyor. Ancak unutulmaması gereken konu şudur ki, iş hayatı devamlılık arz eder. Lidya Grup olarak önemli değerleri bünyemizde barındırmaktayız. Örneğin bizim için fuarlar, sadece ürünlerin satıldığı platformlardan ziyade, üreticiler ile tüketicilerin buluştuğu, kullanıcıların vizyonlarını geliştirdiği, yeni yatırım alanlarının yönlendirilmesine fırsat verdiği için alanlardır. Biz standımızda Türkiye distribütörü olduğumuz uluslararası markaların en son teknoloji makinelerini standımızda sergiledik. Bu katma değeri yüksek makinelerle sektöre ve yatırımcılara dünya baskı piyasasının hangi yönde olduğunu göstermek istedik. Yine, yatırım kararlarında hangi konulara dikkat etmeleri gerektiğini vurgulamaya çalıştık.

İçinde bulunduğumuz piyasa koşullarıyla ilgili olarak sizin de müşterilerle sohbetleriniz olmuştur. Bu noktaya nasıl gelindi? Bundan sonrası için ne tür adımlar atılmalı?

Rıza Başoğlu: Söyleyeceğim ifadeler, hem kamu hem de özel sektör için geçerlidir. Yanlış politikalar, şirket ise şirketleri, ülke ise ülkeleri dar boğaza sokar. Türkiye son yıllarda kolay kazancın esiri oldu. Türkiye üretim esaslı ekonomisini, tüketim esaslıya çevirdi. Sadece devlet değil, sokaktaki vatandaş bile kazancından daha fazlasını tüketmeye yöneldi. Tüketim alışkanlığı arttıkça mevcut gelirlerinizle bir zaman sonra karşılayamaz hale gelirsiniz. Daha sonra borcu borçla çevirmeye başlarsınız. Diğer taraftan tüm dünyada belli alanlarda küçülmeler var. Böyle bir dönemde üstüne küresel krizler eklendiğinde daha fazla sorunlar ortaya çıkıyor. Türkiye bugüne kadar çeşitli krizler gördü ve yaşadı. Bu yaşanan krizler her seferinde bizlere bir ders vermeliydi. Ama bizler çabuk unutuyoruz. Duymak istediklerimizi duyduğumuz zaman gerçeklerle bağımızı kopartıyoruz. Ben şunu ifade etmek isterim. İnsani değerlerimizi kaybetmeye başladık. Yine Türk insanına ait paylaşımcı değerler erirken, bencillik üst düzeye çıktı. Bu hırs bizlere çok şey kaybettirmeye başladı. Türkiye’nin son 25 yıldır yaşadığı en büyük sorun kalite ve verimliliktir. Bu değerlerden de uzaklaştık. Aslında kaynakların azaldığı bir dünyada kalite ve verimliliğinizin üst düzeye çıkması gerekir. Zamanla üretmek yerine daha çok tüketen bir topluma dönüştük. Herşeyi zaten siz üretemezsiniz. Stratejik olarak zaten üretmemeniz de gerekir. Örneğin içinde bulunduğumuz baskı sektörü üretime müsait bir yapı değil. Üretilemez mi derseniz, üretilir ancak anlamsız ve verimsiz bir yatırım olur. Bugün bu teknolojiyi Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde üretmiyor. Bu teknolojiler bir yana, biz tarım konusunda da ithalat ağırlıklı çalışmaya başladık. Biz bahsettiğimiz yıllarda tarım ve hayvancılık politikalarını ihmal ettik. Bunların sonucunda her şeyi ithal eden bir ülke haline geldik. Bu söylediklerimi eleştirmek amacıyla ifade etmiyorum. Ülke olarak pozitif düşünceye alışmalıyız. Sürekli olumsuzlukları konuşmaktan ziyade, olumlu hale çevirmenin arayışında olmalıyız. Olumsuzluklar sadece tecrübe için konuşulmalıdır. Geleceğe bakarken, geçmişte yaşananları sadece değerlendirme aracı olarak kullanmalıyız. Dolayısıyla geçmişe takılmaktan ziyade sadece ders almak için bakmalıyız. Bunun için her bir ülke ferdinin ve şirketinin vizyonlarının olması gerekir. Çünkü ülkemizin geleceği son derece parlaktır. Bu anlamda hem kamunun hem de özel sektörün iyi yönetilmesi şarttır. Dolayısıyla topyekün bir seferberliğe ihtiyaç var. Tüm kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, üniversiteler ülkeyi nerede görmek istiyorlarsa buna ait stratejiler ve vizyonlar geliştirmeli ve hayata geçirmelidir.

Orta ve küçük ölçekli işletmelerin bütün gün krizi konuşarak birşeyleri düzeltebileceği kanaatinde değilim. Her bir şirketin geleceğe dönük vizyonları olmalıdır. Genç bir nüfusa sahip olduğumuzla övünüyoruz, bu genç nesile yeni iş alanları oluşturmalıyız. Buradan bakıldığında da yine üretim konusuna geliyoruz. Türkiye bu genç nüfusu ile Avrupa’nın üretim üssü olabilir. Bu üretimi yaparken de, belirlediğimiz vizyonlarla kalite ve verimlilik esaslı çalışmalar içinde olmalıyız. Kolay kazanç için kaliteden ve verimlilikten taviz vermek yerine, kalite ve verimliliğimizi artırarak dünya markaları oluşturmalıyız. Şirketin kazançlarını yarınları düşünerek içinde tutmaları gerekir. Gayrimenkul yatırım kazançlı gibi görülse de, bugün gayrimenkulün değer etmemesi nedeniyle isteseler de bu değerleri sermayelerine ekleyemiyorlar. Dolayısıyla iş hayatı gayrimenkul kazandırabilir ama gayrimenkuller iş hayatı kazandıramaz. Bu nedenle kazanımlarını taşınmazlarda tutmak yerine, hızlı dönebilen cari varlıklarda tutmaları daha doğru bir yatırım tercihi olacaktır. Gayrimenkulde bir yatırımdır. Ancak tüm kazanımlar aynı noktada olmamalıdır. Hisse senedi, fon, tahvil gibi farklı yatırım sepetleri vardır.

Lidya Grup bu dönem içinde nasıl bir aksiyon planı içinde olacak?

Rıza Başoğlu: Biz Lidya Grup olarak, fuara büyük yatırımlarla yeni makineler getirdik. Türkiye’nin büyümeye ihtiyacı var. Bu pazarın da bu teknolojiye ihtiyacı var. Tüm iş ortaklarımıza, bu teknolojik değişim ve dönüşümü göstermek için gece gündüz çalışıyoruz. Krizin etkilerini minimize etmek için de, üzerimize düşenleri yapmak için gayret gösteriyoruz. Lidya Grup bugüne kadar yatırımcıya kendi öz kaynaklarıyla çok büyük destek sağladı. Döviz ile ithalat yaptığımız için belirli projelerimizde daha kısa vadeli TL bazında ödeme imkanları sunmaya devam ediyoruz. Zamanla bazı şeyler yerli yerine oturacaktır. Bizlerde mevcut kaynaklarımızı doğru kullanmak adına bazı önlemler aldık. Ben bu noktada dövizle işi olmayanların döviz kullanmasını doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Leasing ile ilgili alınan kararların tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımcı güvenli limanda olmak ister. Bu güveni yurt içi ve yurt dışı pazarlara tekrar kazandırmalıyız. Lidya Grup olarak hem yurt içinde hem de yurt dışında partnerlerimizle bu noktada gerekli paylaşımları yapmaktayız.

Sektörde birçok oyuncu var. Bu noktada sektörü büyütmek için sektör temsilcilerinin birbirleriyle daha fazla sinerji içinde olması daha faydalı olmaz mı?

Rıza Başoğlu: Sektör oyuncularının birbirleriyle bilgi paylaşması bu sektöre pozitif değer katar. Ancak bugüne kadar Türkiye’de hep kapalı sistemler tercih edildi. Bugün dünyada artık tek markalı yapılar yok. Dolayısıyla büyümek için açılımlara, bilgi alışverişine ihtiyaç var. Pazarın geleceği ile ilgili vizyon toplantıları yapılmalı. Burada elde edilecek kazanımlar, hem firmalara hem de sektöre olumlu değerler katar.

İçinde bulunduğumuz sürecin ne kadar süreceğini tahmin ediyorsunuz?

Rıza Başoğlu: Yaşadığımız bu süreç, biraz farklıdır. Son yıllarda Türkiye birçok yabancı yatırımcının tercihi oldu. Dolayısıyla ülkemizde yabancı yatırımcı düzeyi oldukça yüksek konumdadır. Özellikle Avrupa’daki yatırımcı da, ülkemizde kriz yaşanmasını istemiyor. Bu anlamda Türkiye’nin güvenli liman olduğunu bir kez daha göstermeliyiz. Bu kriz matematik hesabından kaynaklanmıyor. Bu biraz daha siyasal yaklaşımlarla belirlenecek. Yatırımcılar, bugünü, yarını, sonrayı görmek ister. El birliğiyle bu güveni tekrar tesis etmeliyiz.

SIGN İstanbul Fuarı’na gelen ziyaretçi sayısı geçen oldukça yüksekti. Sektörümüzde hem yatırım hem de teknolojik gelişmelerin izlenmesi açısından ilgi ve alaka devam ediyor. Sizin fuara ilişkin izlenimleriniz neler oldu?

Rıza Başoğlu: Krizler birer fırsatı da beraberinde getiriyor. Kriz ortamı sürekli devam etmeyecek. Kriz süresince iş yapmayalım diyemeyiz. Dolayısıyla bizim durma lüksümüz yok. Çünkü her şart ve ortamda yapılacak şeyler vardır. Önemli olan, bu enerjiyi bu ruhu kaybetmemek gerekir. O makineler çalışacak, üretecek ve ülkemiz eskisinden daha iyi bir noktaya gelecek. Bunu bir benzetmek ile açıklamak isterim. Otoyolda yüksek hızla giderken bir sise girdiğinizde hızınızı düşürürsünüz. Ancak yol almaya devam edersiniz. Ve bu sisli hava bir süre sonra dağılacaktır. Yine bu olumsuzlukları fırsat olarak görmek lazım. Bu ortamı yaşayanlar, daha fazla tecrübe ve bilgi birikimine sahip oluyor. Ben ülkemizde 4 kriz ortamı yaşadım. Her kriz bana birşeyler kazandırdı. Bu durum bizim daha fazla olgunlaşmamızı ve zorluklara karşı dayanıklılığımızı artırmamıza yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla her olumsuzluğu da fırsat olarak görmeyi bilmek lazımdır.

Lidya Grup şirketi iç yapısında çok farklı departmanlarla hizmet vermektedir. Biraz bu yapılar ve işleyişleri hakkında bilgi verir misiniz?

Rıza Başoğlu: Bugünlerde en çok konuşulması gereken konuların başında yönetim teknikleri olmalıdır. Günümüzde iş yapma biçimi çok çeşitlendi. Mevcut koşullarda müşterilere daha iyi hizmet verebilmek için şirketlerin farklı departmanlara ihtiyaçları vardır. Her bir departmanın görev tanımları farklıdır. Gelecekte var olabilmek için başarılı bir organizasyon yapısına sahip olmak gerekir. Organizasyon yapıları dinamik olmalıdır. Şirketin, ürün gruplarının ve pazar şartlarının değişmesine göre güncellenmelidir. Lidya Grup bünyesinde hizmet verdiğimiz sektör, ürün ve alanlarla ilgili başarılı bir organizasyon yapısı uygulamaktayız. Böylece müşteri memnuniyeti düzeyimizi çok üst seviyelerde tutmaktayız.

Son olarak sektöre bir mesajınız var mı?

Rıza Başoğlu: Şunu söyleyebilirim; her zaman pozitif düşünmeliyiz. İnanç ve motivasyonumuzu kaybetmeden çalışmaya devam etmeliyiz. Bu ülkenin büyüme mecburiyeti vardır. Demotivasyona asla kapılmamak gerekir. Yenilik ortaya çıkarmanın yolu yüksek motivasyondur, bu süreçten çıkmanın da anahtarı yüksek motivasyondur.